Kategoriler

28 Temmuz 2016 Perşembe

Stranger Than Fiction



 Merhaba tekrar! Bugün sıkıntıdan ne yapsam ne etsem diye dolandım durdum. Hayatımı bugünlük bir yazar yazsa ve ben oynasam olmaz mı? Olmaz değil mi neyse artık bu filmle idare edeyim ben de. Keyifli okumalar.


 Uzun zamandır tıkanmıştım sağlam bir film bulmakta. (Tıkanma kelimesini de bu filmdeki yazar tıkanması tabirinden aldım.:)) Neyse ki bu akşam sevgili arkadaşım imdadıma yetişti.

 Kitap okumayı sevdiğimden midir nedir anlamadım… Çok çok güzel bir film olarak tanımlayabilirim. Bir romanın akışıyla beraber devam eden bir hayatı anlatıyor. Hatta gerçek hayattaki bu başkarakter sonradan hayatının yazıldığını farkediyor falan falan falan… Oralara çok girmeyeyim daha izlemediğiniz için.

 Mesela hayatımızda üç beş kere demişizdir birisi bana ne yapacağımı söylese de ben pek beynimi yormasam diye. Ama düşünsenize kitabın -yani hayatınızın- sonunu öğrendiğinizi ve sonradan da olsa sahip olduğunuz güzel şeyleri kaybedeceğinizi!.. Hiç de iyi olmuyormuş yani. Biz biz olalım bazı şeyleri bilmeden -akışına bırakarak- yaşayalım. Hatta öyle bir yaşayalım ki her zamanki yaptıklarımızdan farklı olsun her yaptığımız şey. Çok kolaydı diyeceksiniz, sanki sen yapabiliyosun da buraya gelmiş rahat rahat nutuk atıyosun diyeceksiniz!.. Haklısınız da. Ama gelin biz kendi yaşamımızı kendimiz yazıp kendimiz oynayalım. Kendi seçimlerimizden ibaret değil mi zaten hayatımız?! (Hatta yakın zamanda bu söylediklerimle ilgili çok ilginç bir Türk filmi çekilmişti. Adı da 8 Saniye. Bence ona da bir göz atın. Bir de Third Person filmine… (Son söylediğim daha çok bir yazarı anlatan filmdi tabi.)

 Neyse siz bilirsiniz zaten yapacağınız şeyleri, güveniyorum bize! (Bu arada yine filmin sonunu izlemeden yorum yaptım. Bitince tekrar dönüp okumak daha heycan verici oluyor. Saygılarımla D.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder